Türk Filmi Tadında Bir Hikaye: Tirende Bir Keman

Yazmak zor bir iştir, kaldı ki yazının boyutu kısaldıkça bu zorluk da artar. En zor yazı türlerinden biri de öyküdür bu nedenle.  Çünkü öyküler romanlara göre daha yoğun ve daha kısadır. Anlatacaklarınızı daha az sayfaya sığdırmanız gerekir.  Severim öyküleri, lafı uzatmadan, dolandırmadan ne diyecekse deyiverir öykü yazarları. Edebiyatımıza öyküleyle ayrı bir güzellik katan yazarlarımızdan biri de Mustafa Kutlu’dur işte.

1964 yılında Erzincan’da doğan Mustafa Kutlu, Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirmiştir. Sonraki hayatında bir süre edebiyat öğretmenliği yapmış ve Dergah Yayınlarında çalışmıştır. Okuduğum ilk hikayesi olan “Tirende Bir Keman” beni çok etkilemiş olup, Türk filmi tadında bir hikayedir.

Bir adam var, adı Kenan. Karısı Semiramis ünlü olduktan sonra bırakıyor adamı. Patronuyla yaşamaya başlıyor. Bir de oğulları var, Sadullah. Kısaca Sado.  Adam kemancı, gazinolarda çalıyor. Oğluna da ufakkenden öğretiyor sanatını.  Karısı bırakıp gittikten sonra Kenan,  Sado ve babaannesi beraber yaşamaya devam ediyorlar. Zamanı gelip de vakti dolunca vefat ediyor babaanne. Kenan dayanamıyor hatıra kokan İstanbul’a. Basıp gidiyor , önce İzmir’e sonra da neresi olursa. En sonunda oğluyla birlikte huzur kokan, küçük bir yere yerleşiyorlar. Bir oda kiralıyorlar, yaşlı bir karı kocanın yanında. Bulunduğu yerdeki küçük bir gece mekanında başlıyor işe.  Sado’ya da yaşlı ev sahibi teyze bakıyor. Beş vakit namazında , düzgün, ahlaklı bir kadın. Öğretiyor bildiği tüm duaları. Derken işler durgunlaşıyor, zaman geçiyor; tirende çalmaya başlıyor Kenan. Gelene , gidene, inene, binene … Hangi yolcu isterse çalıyor. İyi de kazanıyor.

Bir gün Sado’yla birlikte gidiyorlar işe. İşte o gün olanlar oluyor. Kavga çıkıyor tirende ve öldürüyorlar Kenan’ı hiç yoktan. Atıyorlar tirenden. Ardından da Sado’yu. Sado eve geri dönüyor bir şekilde. Anlatıyor durumu polise böyleyken böyle. Bulamıyorlar katili. Sado çok etkilenmiş , bir yanına felç inmiş gibi tam anlamıyor da anlatamıyor da artık hiçbir şeyi. Derken büyüyor Sado. Ortaokulu bitiriyor zar zor.  Aşık oluyor Şefika adında bir kıza. Kız tecavüze uğramış, öz dayısı yapmış diyorlar. Kısmeti kapanıyor böylece. Bir düğünde görüyorlar birbirlerini., zaman içinde evleniyorlar. Yaşlı ev sahibinden kalma dükkanı işletiyor Sado. İlerliyor işleri.

Günün birinde bir kanı bozuk kaçırıyor Şefika’yı. Peşlerine düşüyor Sado. Polise de gidiyor. Kalmıyor aramadığı yer. Zaman geçiyor aradan, nihayet kavuşuyor Şefika’sına. Yine tirende oluyor ne oluyorsa. Şefika’yı kaçıran adamlar vermiyorlar onu. “Bizim alemde kadın kaldırmak olmaz.” deyip bir kurşun sıkıyorlar. Şefika’nın kalbine denk geliyor kurşun, tak. Önce şefika’yı atıyorlar tirenden, sonra da Sado’yu.