‘Sanat Güneşi’nin Bilinmeyen Dünyası: Polislere Göğüs Geren, İşte Benim Zeki Müren

Türkiye’nin efsanesi Zeki Müren’in ölümü üzerinden tam 20 yıl geçti. Sanat güneşimiz, 1996 yılında sahnede hayatını kaybetmişti. Onun sıra dışı hayatını bilmeyenler için eşcinsel dijital yaşam dergisi GZone’un Zeki Müren özel sayısında, ‘sanat güneşi‘nin 70’li ve 80’li yıllardaki LGBTİ kültürüne katkıları ve ilk kez gün ışığına çıkacak bilgiler yer alıyor.

zeki-muren-cemil-ipekci

Zeki Müren, Cemil İpekçi ile Bodrum’da

Uzun yıllar Zeki Müren’le arkadaşlık eden, sohbetlerine katılan, 70’li ve 80’li yıllardaki LGBTİ camiasında yer alan isimlerden Tunç Kökkaya, Onur Özışık’a verdiği söyleşide Zeki Müren’in LGBTİ’lere nasıl ‘nefes aldırdığını‘ anlattı.

test_cuneyt-arkin-ve-zeki-muren-jpg_833016260_1428907620

Zeki Müren, çok sevdiği Cüneyt Arkın ile birlikte

Zeki Müren’in birçok şeyin yasaklı olduğu dönemlerde kendilerine çok büyük imkânlar sağladığını söyleyen Kökkaya şunları anlattı: “Gittiğimiz gey kulüpleri, eğlendiğimiz yerler polis tarafından basıldığı dönemlerde, “tü-kaka” ilan edildiğimiz zamanlarda Zeki Müren’in kurduğu kulübe de polisler baskın yapardı. Fakat Zeki Müren’i gördükten sonra “Özür dileriz paşam, rahatsız ettik” diyerek dışarı çıkarlardı. Ve bence onun bize sağladığı en büyük lükslerden biriydi polis baskılarından korunmak. Bu şekilde, kendimizi ifade ettiğimiz, sosyalleşebildiğimiz alanlar yarattı bizlere.”

‘O olmayınca bu cennetler de yok oldu’

Zeki Müren’in zamanında Bodrum’da da LGBTİ’ler için özel barlar olduğunu vurgulayan Kökkaya, “Meryem Ana, Aralık Bar’a giderdi, biz de oralara giderdik. Hiç ötekileştirmeden, rahatça eğlenirdik. Zeki Müren, her gittiği yerdeki yaşayan LGBT’ler için onlara birer cennet yaratıyordu ki yaşamlarını rahatça sürdürebilsinler. E tabii o artık olmayınca bu cennetler de yok oldu” diye konuştu.

zeki-muren

Sevdiğimi ilan etme hürriyetim yok

Derginin özel sayısında Zeki Müren’in eşcinsellik üzerine verdiği bazı demeçlerine de yer verildi:

– “Evet, platonik olarak tabii ki, ben bütün güzellikleri severim, kuşun da kadının da erkeğin de.”

– “Herkes gibi sevgilime sevdiğimi ilan etme hürriyetim yok.’’

– “Sanat alanında dünyanın ünlülerini tetkik ettim, yüzde sekseni hatta daha fazlası gey, demek ki iki ruh da taşınabiliyor. Ben buna hata demiyorum, ruh zenginliği diyorum. Hem kadın ruhunu hem erkek ruhunu taşıyıp da bunun rezilliğe dönüştürmemek, etrafı rahatsız etmeden, edebiyle, millete yanlış örnek olup peşinden sürüklermiş gibi göstermeden hayatınızı idame ettiriyorsanız zaten kanunda dahi cezası olmayan bir olaydır.”

EFSANE GECE KULÜBÜ TWENTY’NİN AÇILMASINA ÖNAYAK OLDU
Zeki Müren genelde Fourteen’de alaturka ve Türkçe pop dinlediği için, kulübün sahibi Ceylan Çaplı’ya “Gençler için eğlenebilecekleri, buradan sıkıldıkları zaman gidebilecekleri, onların ruhuna uygun bir eğlence yeri açalım, hatta ben de sana destek olayım” diyerek Twenty’nin açılmasına önayak oldu. Gençlerin “alaturkalık” içerisinde bunalmaması için Twenty’e maddi destek de vermiştir ve ağırlıkla yabancı müzik çalan Twenty’e bir kez, o da açılış gününe gitmiştir.

Cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna makyaj ve broşla katılmasının getirdiği yankıları hatırlıyor musun?

zeki-muren-fahri-koruturkFahri Korutürk diye bir cumhurbaşkanımız (1973-1980) vardı. Her sene sanatçılar için bir resepsiyon düzenlerdi. Bu resepsiyonlara da Zeki Bey, Ajda Pekkan ile giderdi. Haftasonu gazetesinde okuduğum haberde Zeki Müren’in fotoğrafını gördüm. Smokin giymişti, üzerindeki papyonun ortasına da incili küçük bir kelebek broşu takmış ve makyajlı haliyle gitmişti. Gazetede “Zeki Müren’e adab-ı muaşeret öğretelim” başlığıyla yayınlanmıştı. Haberin detayında ise Cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna böyle gidilmeyeceğini, bu kadar marjinal detayların böyle bir davete yakışmadığını ve Zeki Müren’in saygısızca bir davranışta bulunduğunu yazmıştı. Seneler sonra bir araya geldiğimizde derin muhabbetlerimiz sırasında bu haberi sormuştum kendisine; “Paşam neden o zamanlar bu haberi tekzip etmediniz?” dedim. Çünkü Zeki Bey için yazılmış kötü bir yazıydı ve ben de okurken çok üzülmüştüm. Aslında Fahri Bey de Zeki Bey’i hiçbir şekilde kapıdan geri çevirmemişti. Bana “Gazete, koyduğu fotoğraflarla zaten kendini tekzip etti. Davette Cumhurbaşkanımızın ilk önce elini sıktığım, daha sonra da muhabbetimizin fotoğrafları yer alıyor. Fahri Bey beni olduğum gibi kabul etmişti. Bir buçuk saatlik resepsiyonun kırk beş dakikasını bana ve Ajda hanıma ayırması aslında bu konuya bir cevaptır. Ben gazeteyi tekzip etsem ne olur, etmesem ne olur? Ben hayatım boyunca tekzip müessesesini tanımadım. Eğer tanımış olsaydım o zaman Zeki Müren olamayacaktım. Hakkımda yazılan hiçbir kötü yazıya da cevap vermedim ve vermeyeceğim.”demişti.

Bu özel açıklamaların yer aldığı derginin tamamını buradan okuyabilirsiniz.