Nan Goldin “Filtresiz” Fotoğraflarla Çiğ, Çıplak ve Acı Gerçekleri Anlatıyor

Fotoğraf mı fotoğraf sanatı mı? Bazı fotoğrafçılar sadece "güzel" olanı ya da olanı "güzel" göstermek isterken, bazıları da "gerçek" olanın derdinde. Çiğ, çıplak ve yalın gerçeğin. Olanı olduğu gibi göstermenin peşinde. Hatta sert, acımasız görünenin. O yüzden photo shop çıktı, mertlik bozuldu diyenler de var, onunla fotoğrafa bambaşka bir boyut katıp sanat yaptığını düşünenler de. 

nan-self-portrait-005

Boston banliyölerinde orta sınıf bir ailede büyüyen Nan Goldin, mutsuz aile ortamı ve özellikle çok sevdiği kız kardeşinin intiharından çok etkilendiği bir çocukluğun ardından Boston’a yerleşti ve burada Tufts Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde eğitim gördü. Mezun olur olmaz soluğu New York’ta alan Goldin, burada dostlarıyla kurduğu alternatif ailesinden, post-punk, new wave müzik ortamlarından, Stonewall da dahil 80’lerdeki eşcinsel hareketten ilham alarak fotoğraflar çekti. Kimi zaman, sevgilisinin uyguladığı şiddeti belgeledi, kimi zaman da Greer Larkson, Cookie Mueller gibi yakın dostlarının AIDS’e yakalanıp ölüme gidişlerini… Gotscho-kissing-Gilles-Paris-1993-810x546unnamed2-810x5572-810x557

“Fotoğraf benim hayatımı kurtardı. Başıma ne zaman korkunç ve travmatik bir şey gelse hep fotoğraf çekerek hayatta kalmayı başardım” diyor. Genelde arkadaşlarını model olarak kullanan ve gördüğünü aktaran Goldin, tekniğinin kusurlu olmasına aldırmıyor. Önemli olan, o an orada olmak ve an'a tanıklık etmek.  Tanıklık ederken de yansıtabilmek.Misty_and_Jimmy-810x537

Kadrajına girenler AIDS hastaları, travestiler, eşcinseller, hayat kadınları, uyuşturucu kullananlar… ve hepsine "içeriden" bakan Nan Goldin… Fotoğrafın arkasında değil, içinde yer alan. O insanların yanında olan. Onlarla aynı acıları yaşayan Goldin aslında. Onlardan biri çünkü. Korkmuyor. Çekinmiyor. Saklanmıyor da. Sevgilisinden şiddet gördükten sonra, o bereli yüzüyle otoportresini çekmekten de yüksünmüyor. Le-bras-de-Gilles-Paris-1993-810x536

Nan-Goldin-J-and-CZ-in-the-Car-1984

İhtişam ve sefaletiyle birlikte yaşamı kaydetme çabası irkiltici, şaşırtıcı ve hüzünlü oldu. Underground barlarda slayt şovlarla başlayan sergileri bir anda öyle popüler hale geldi ki, bir süre sonra başka şehirlerde ve ülkelerde sergiler açmaya başladı. 1979-1986 arası çektiği, madde kullanımı, şiddet, kızgın ve agresif çiftlerden kurulu ve otobiyografik unsurlar taşıyan meşhur “The Ballad Of Sexual Dependency” başlıklı sergisini Edinburg ve Berlin’e taşıdı. Adını Brecht’in ünlü eseri “Üç Kuruşluk Opera”dan esinlenerek verdiği bu sergi, anların toplamından oluşuyor ve acı, depresyon, şiddet ve cinselliğin iç içeliğini yakaladığı “gerçek” kareleriyle, fotoğraf sanatına yeni bir dil getiriyordu. Yalnızca fotoğraf özneleriyle değil, flaşlı fotoğrafları tercih etmesi ve olanı daha da çıplak hale getiren parlak ışıkları kullanması daha sonrasında taklit edilecek tekniğinin önemli unsurları oldu. Özellikle 80 sonlarında AIDS nedeniyle yakın arkadaşlarını kaybetmesi onu derinden etkiledi ve 90’ların başında, ‘içinin boşaldığını’ düşündüğü New York’u terk etti.nan-goldin-battered-810x536

İki kelime anlatır fotoğraflarını: Gerçek ve acı. Göreni rahatsız edecek, kafasını çevirmek istemesine neden olacak derecede hem de. Ama hayat, tam da böyle bir şey… Değil mi?   Trevor_Messersmith

Bruce-in-the-smoke-Pozzuoli-Italy-1995-810x536 David-Wojnarowiwicz-at-home-NYC-1990-810x545Jimmy_Paulette_and_taboo_in_the_bathroom-810x534 Goldin_frenchchriscar Greer and Robert on the bed, NYC 1982 by Nan Goldin born 1953-3

nan-goldin-shoots-fashion-for-australian-designer-erin-wasson

tumblr_inline_n0oo3pnTLL1rpyaoh