Kan Damlamış Kirpiklerinden Öperim Çocuk

Bugün Pazar.

Sensiz geçen bilmem kaçıncı haftanın bilmem kaçıncı günü.

Yüreğime çöken tarifsiz acı her geçen gün katlanarak çoğalıyor.

Hiç bilmediğim caddelerin kaldırım taşlarında arıyorum gözlerini.

Başka evlerin pencerelerinden bakıyorum.

Sol yanımda duran aşkın ile kayboluyorum koca dünyada.

Giderken yanına almayı unuttuğun yarım kalan kitabın arasında çiçekler kurutuyorum. Okuduğun satırları okuyorum tekrar tekrar. Gözlerinin değdiği yere değsin istiyorum gözlerim.

Kurumuş kahve lekesi ile duruyor fincanın masada. Dudak izin üzerinde. Yıkayamadım.

Çiçekli elbisenden kalan parçalar, kurumuş kan lekesi ile asılı dolapta. Üzerine bir tutam saç yapışmış. Küpelerinin olduğu kutuya koydum koklayıp. Barut kokusu üzerinde.

Kapı her çalındığında umut doluyor içime sen geldin diye. Ölüme alışamıyormuş insan. Her ölüm vakitsiz derlerdi ama seni benden koparan o günü lanetle anıyorum hala.

Küçük bedenine koca bir yürek sığdırmış sevda prensesiydin sen.

Umudun aşkın çocuğuydun.

Güldüğünde bahar gelirdi en sert kışını yaşayan yüreklere.

Gökkuşağı olurdu bakışlar.

Temmuz sıcağında asılı kaldı düşlerin.

Ansızın kesildi nefesler.

Türküler sustu.

Oyuncaklar kül oldu Suruç’ ta.

Çocuk bedenler yangın yeri,

Bir kent kan kırmızı.

Eller serçe kanadı…