Evlatlık Çocuk Alıp, Kısa Bir Süre Sonra Sokağa Atan Ailenin Hikayesi

Düşünsenize evleniyorsunuz, büyük bir hevesle bir çocuk sahibi oluyorsunuz.

Onun dünyaya gelmesiyle birlikte artık "ben" merkezli yapınızdan çıkıp çocuğunuzu merkeze koyduğunuz bir düzenin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Size en ihtiyacı olan o anlarında dört dönersiniz etrafında. Yanınızdan bir saniye bile ayırmak istemezsiniz.

Gününüz kötü geçmiş, başınız çok ağrıyormuş, uykunuz varmış önemli değil. Çocuğunuzla ilgilenmek zorundasınızdır.

Siz istemişsinizdir çünkü bir "can" dünyaya getirmeyi. Kabullenmişsinizdir alacağınız bütün sorumlulukları.

Çocuğunuz iki yaşına geldiğinde "Bu odayı çok dağıtıyor, sürekli oyun oynamak istiyor, bıktım hep onla ilgilenmemi istemesinden" diyip canınızı terketme şansınız yoktur.

Çocuk sahibi olmak heves değildir!

Aynı şekilde köpek sahibi olmak da!!!

Yavru bir köpeğin sevimliliği karşısında hepimiz deli oluyoruz, alıp eve besleyelim diyoruz ama her şey sevmekle olmuyor.

Hüç büyümeyen bir bebeği sahiplenmekten bahsediyoruz.

Büyük bir sorumluluktan bahsediyoruz.

Sevgiler gününde sevgilinize şirin görünmek için alınan bir hediyeden çok daha fazlasından bahsediyoruz.

Farkında mısınız bilmiyorum; ama bir candan bahsediyoruz.

Yaşlandığında tüy dökeceğini, kokacağını göze alarak sahiplendiğiniz bir candan bahsediyoruz.

Siz; binbir emek büyüttüğünüz çocuğunuzu hasta oldu, yaşlandı diye terk eder misiniz?

Hevesleriniz uğruna bu dünya güzeli canları heba etmekten vazgeçin!