Dizeleriyle Başkaldıran, Genç ve Güzel Ölen Bir Şair: Füruğ Ferruhzad

İlk ne zaman duydum, nasıl hatırladım bilmiyorum. Bildiğim tek şey dedemin ölümünde bir şekilde tekrar karşıma çıkan bu iki mısranın beni can evimden vurması oldu.

پرواز را به خاطر بسپار

Kuş ölür,
پرنده مردنی است

Sen uçuşu hatırla.

1

Füruğ yani Farsça “Işık”, çok çekmiş bir şair. Hiçbir zaman tam ülkesine ait olamamış bir karakter… Vatanı ondan çocuğuyla görüşmesini bile esirgemiş. Neden mi? Çünkü İran’da boşanırsanız çocuk erkekte kalıyor ve maalesef Füruğ çocuğunu sonrasında hiç göremiyor! Tüm bunlar yetmezmiş gibi çok genç yaşında; 32 yaşında geçirdiği araba kazasında hayata veda etmiş…

Otuz iki yaşında öldüğünde; onu hiç önemsememiş ve reddetmiş olan babasından aldığı soyadına bile gerek olmadan, İran şiirinin “Furuğ”u olmuştu. İsmi Farsça “Işık” anlamında ki Furuğ; kalın siyah kaşları, iri gözleri ile, başı hafifçe yana eğik, bazen mağrur, bazen mağdur, bazen deli deli bakıyor o hep çok genç, hep çok güzel fotoğraflarından.2Furuğ, babasına yazdığı bir mektupta “…şiir benim Tanrımdır… siz benden vazgeçin, siz bırakın ben sizce mutsuz ve aylak olayım, ancak ben hiç bir yaşadığımdan yakınmayacağım…” demişti. Ve şiirini yazabilmek için hayatındaki birçok şeyi elinin tersi ile itti. Ailesinin istediği gibi bir kız çocuğu, beklendiği gibi bir eş olmadı. Evcilleşmedi. Ataerkin sevgisini kazanamadı ve bundan da hep üzüntü ve öfke duydu. Gene de bildiği gibi, kendine doğru geldiği gibi yaşadı. Kültürel kutuplaşmalar, isyanlar çalkantısındaki İran’a “karanlık bir ayet” gibi inen “varlığıyla”; yazanın da, okuyanın da içini yakan şiirlerini bıraktı.

“Düşler ne kadar safsalar o kadar yükseklikten düşer ve ölürler”

Sanırım bu dizeler hayata bakış açısını; doğal olarak girdiği karamsarlığı çok net anlatıyor… Karamsarlığının yanında oldukça cüretkâr Füruğ. Yazdıklarında korkusuzca cinselliğini, sevişmesini ve tutkusunu anlattığını görüyorsunuz. Mısralarını yineleyerek yazma üslubu da dikkatimi çekti… Vermek istediği duyguyu çok daha vurgulu alıyorsunuz okurken.üçTabii boşanmış bir kadın olarak toplumun bir kadın tarafından kaleme alınmasını kabul edemediği şiirlerinden dolayı düşük ahlakla, fahişelikle, yuva yıkıcılıkla suçlanıyor… Yasak aşkları (!), geleneksel ve ataerkil bir toplumda yine geleneksel rollerin (eş & anne) oynanmasına isyanı, kadın sorunlarına olan eğilimi, siyası ve dini baskılar üzerine görüşleriyle toplum dışında yaşayan biri oluyor. Son kitabı “İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına” yarım kalıyor; hatta cenaze namazını bile kılmak istemiyor mollalar… Bir yazar arkadaşı iki gün sonra kıldırıyor…kapak

Furuğ, yaşamı ve sanatı kadar toplumsal konulara ilgisi ile de cesurdu. Geleneksel ve ataerkil bir toplumda; eş, anne olmak, geleneksel roller, kadının toplumdaki konumu, kadın sorunları, Şah’ın despotluğu, siyasi ve dini baskılar üzerine görüşlerini hep savundu. “Tanrı olsaydım eğer, bir gece haykırırdım tüm meleklere / güneş sikkesini karanlığın körüne atsınlar diye” dizeleri ile isyan işine Tanrıyı da bulaştırdı. Bulaştırabilirdi, çünkü Furuğ “Yeryüzü Ayetleri”nin yazarıydı.

Kardeşine bir mektubunda, ilk ben öleceğim demişti. İlk o öldü. Son kitabına adını veren şiiri, kendi ölümü hakkında bir kehanet gibiydi:

“Ve bu benim
yalnız bir kadın,
soğuk mevsimin eşiğinde
…..
anneme dedim ki: “bitti artık
hep düşündüğünden daha önce olur
gazeteye bir başsağlığı ilanı vermeli.”

İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına – Kış 1965

 

sarılırsak birbirimize
biz iki başıboş dalga
ulaşırız aradığın sığınağa
zirvenin o büyülü an’ında
Karanlık/İsyan 1957

 

öyleyse tahta süngülerine yaslanan bu piyadeler
o rüzgâr bacaklı atlılar mı?
ve bu zayıf, kamburlu afyonkeşler
o yüce düşünceli, pirüpak arifler mi?
öyleyse doğru, doğru
insanların artık zuhuru beklemediği
ve sevdalı kızların
gergef işledikleri iğneleriyle
tez kanan gözlerini oydukları?
Gecede Görüşme / Yeniden Doğuş 1963

 

bir kıvılcım, ufacık bir kıvılcım bazen
ansızın
bu suskun, cansız kalabalığı içten parçalıyor
birbirine düşürüyordu
erkekler, birbirinin gırtlağına bıçak saplıyor
kandan bir yatağın ortasında
buluğa ermemiş kızlarla
yatıyordu
Yeryüzü Ayetleri / Yeniden Doğuş 1963

 

nasıl da büyüdü
kalbimin yarımlığı
ve hiçbir yarı, tamamlayamadı bu yarımı
ayaklarımın altındaki toprak kayıyordu

ve eşimin tenindeki sıcaklık
cevap vermiyordu
tenimin boş bekleyişine
Yeşil Evham /Yeniden Doğuş 1963

 

bir dünyadan geliyorum ben
yılan yuvasına benzeyen
seni öperken
asılacağın urganı da kafalarında örmeye başlayan
insanların
ayak sesleriyle doludur bu dünya
İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına 1974