-dedi Tanrı.

Kafasını kaldırdı, gökyüzüne bakıp “Neredesin?” Diye sordu. Elbette ses yoktu. Lakin bir işaret bekledi. En azından kitap sayfaları karışsın mesela ufacık bir rüzgar essin ya da ışık sönsün diye bekledi. Çok bekledi. Ama hiçbir istediği olmadı. Daha küçük. 10 yaşında. Gitti annesinin gardırobuna girdi ağlamaya başladı.

Sesini duymasınlar diye hıçkıramıyordu, içine aktı. Gözyaşlarını ve burnunu koluna sildi, toparlandı biraz. Çıktı dolaptan. Etrafına bakındı. Söyleyecek tek kelimesi bile yoktu aslında. Kendini bir kez daha toplayıp – TANRIM- dedi. Bir anda “ne var” sesi ile irkildi. Durdu saatlerce onu düşündü. Tanrı onu duyup cevap vermişti.

Ne söylemesi gerekirdi. Ne istese olacak gibiydi o an. Zaman biraz daha geçti. Tekrardan -TANRIM- dedi ve yine o ses aynı şekilde “ne var” dedi. Küçük kızın ağzından tek bir cümle çıktı “KİBAR OL BİRAZ.”