Cemal Süreya’ya Dair..!

Ölümünün 27 . yılında Büyük şairi sevgi ve saygıyla anıyoruz…

cemal_sureya

Üstadın yaşamı,ilişkileri hakkında kısa kısa notlar paylaşacağız bu yazımızda.

– İlk edebiyat ödülünü ilkokul ikinci sınıfta yazdığı kompozisyon nedeniyle Türkçe öğretmeninden alır.
Öğretmen tavşanla kaplumbağa öyküsünü anlattı bize. Dedi ki gelecek ders bunu sizler yazın… bu bir yarışmadır; birinci gelene, işte, şunu vereceğim… Ertesi derste yazdık hepimiz, verdik. Ben kazanmışım. Tek farkla: Herkes şöyle yazmış; bir tavşanla bir kaplumbağa arkadaş olmuşlardı… Ben şöyle demiştim: “Bir tavşanla bir kaplumbağa canciğer arkadaş olmuşlardı.” Ondan sonra uzun zaman tahrir ödevlerinde bu “canciğer” lafını herkes kullanmaya başladı! Tatilinizi nasıl geçirdiniz? diye bir ödev veriliyor mesela. Herkes şöyle başlıyor: Canciğer bir arkadaşım vardı…

cemal-sureya-06-cocukluk-genclik

– 1975’te, Darphane müdürüyken kendi isteği dışında görevinden alınır. Yeni göreve gelen Milliyetçi Cephe hükümetinin Maliye Bakanı Yılmaz Ergenekon, siyasi fikirleri nedeniyle Süreya’yı görevden almayı kafasına koyar. Ergenekon bu niyeti için darphaneye bir teftiş düzenlese de ne bir açık, ne de eksik bulunamaz. Ama Süreya yine de görevden alınır. Gerekçe ise, teftiş sırasında darphane binasının pis olmasıdır. Süreya ise görevden alınma yazısına, “Darphane binası, tarihi boyunca yalnızca 2 saat kirlenmiştir, o da bakan beyin ziyaretleri nedeniyle” diye karşılık verir.

hazalcemal2

– Babası Hüseyin Bey işi gereği ayın on beş günü dışarda ve çocuklarıyla arasında hep bir mesafe vardır. Birlikte olduğu sayılı günlerde de özlemini duyduğu yakınlığı kuramaz babasıyla. Yanındayken bile hasrettir ona.
Yitirdim ya da hiç olmadı sanıyordum
Oysa karışık bir anı gibi
Seni uyurken öpmesi gibi babanın
Bir ilkkar tomurcuğu gibi-

-Babasının boşluğunu amcası doldurur. Memo amca, kendi çocuklarından bile üstün tutar Cemalettin’i. Öldüğünde nüfus cüzdanından iki fotoğraf çıkar, biri Cemal Süreya’nın. Cemal Süreya da, oğluna onun adını verir.
c129b1c75527c58d76044c0fb3e9d7dd

– Ahmed Arif ile arkadaşlığı neredeyse akrabalıkla taçlanacakmış ama olmamış. Ahmed Arif öylesine hayrandır ki Cemal Süreya’ya, yüzünü bile görmediği kız kardeşi Ayten ile evlenmek ister. Cemal Süreya’nın duyguları da ondan farklı değil. “Evlen kız,” der, “Türkiye’nin en iyi şairi!”. Ayten önce şaşırır ama sonunda ağabeyinin sözünü dinler. Zafer çarşısında buluşmak üzere sözleşirler; gelin ve damat adayı tanışacak. Bekle bekle Ahmed Arif yok! Cemal Süreya ertesi gün öğrenir ki, temiz bir gömleği olmadığı için gelememiş.

ahmed-arif-cemal-sureya-500x352

– İlk dergiyi ilkokulda sınıf arkadaşı Altan’la çıkarır.
Bir sürü “birinci sayı”çıkardık. İki hafta uğraşır derginin yazılı çizili bölümlerini tamamlar, “tefrika”larını kaleme alırdık. Fiyatı: 1 kuruş. Sınıftaki kızlara satardık. Altan’ın babası okul müdürü. Okuldaki yazı makinesini kullanmamıza izin verdi.

– İlkokul üçüncü sınıfta Osman Ağabeyi’nin getirdiği Suç ve Ceza’yı döne döne okur. Karamazov Kardeşler’i beş kere okur. Tutkulu bir Dostoyevski hayranı olarak, kendi hayatında onun kahramanlarının karşılıklarını bulur.
Dostoyevski okudum, o gün bugündür huzurum yok.

cemal-sureya-askOnu şiire yönelten Ahmet Muhip Dranas olur. Dranas’ın “Kar” şiirini kendi deyişiyle “bin kez” okur. Ezberlesinler diye başkasının defterine yazar.

– Sürgünün altıncı ayında ölür annesi. Henüz yirmi üç yaşında. Düşük yapmış, kanama durdurulamamıştır. Cemalettin yedi yaşında. Ağlamaz, sızlamaz, acısı içine oturur. Annesinin ölümü için seneler sonra şunu yazacaktır: “Küçük kalbimdeki kuş ölmüştü.”

– Sevdiği her kadında annesini arar. Sevdiği her kadın öbür yarısıyla annesi olur. Bu arayış, “Beni Öp Sonra Doğur Beni”de doruğa ulaşır.

Annem çok küçükken öldü
Beni öp, sonra doğur beni..

16052994

Üvercinka, güvercin kanadından kısaltılarak elde edilmiş bir sözcük. Barışa, aşka, dayatmaya dönük bir kavram. Kitabımın adını Üvercinka koyarak ise, kelimeyi zorlayan şiirimden ufak ama anlamlı bir kesit vermiş oluyorum galiba.

– “Elma” şiirinde, adındaki “Y” harflerinden birini attığını ilan eder. Nedeni, kendi anlatımına göre, arkadaşıyla bir telefon numarası üzerine girdiği iddiayı kaybetmesidir. Söz konusu telefon numarası, Üvercinka’nın…

O zaman çok güvenirdim belleğime. Telefon numaralarını falan kaydetmezdim. Belki de kaydetmediğim için kalırdı. Ona dedim ki, eğer bu böyleyse, ismimden bir harf atarım dedim. Kaybedince, ismimde harf aradım, iki tane olandan birini atmak daha uygun geldi.

page_cemal-sureya-oleli-25-yil-oldu-gommeden-once-gezdirdiler-sairi_303150567

– İlerleyen yaşlarında sağlığı bozulmakta fakat Cemal Süreya doktorların uyarılarına kulak asmamaktadır. Sigarayı bırakması için son çare, eşi Birsen Sağnak tanıklığında “Sigarayı Bırakma Anlaşması” imzalanır. 1 Ocak 1986’da yürürlüğe girecektir ve ihlal ettiği takdirde çeşitli ödemelerde bulunacaktır.Sigarayı bırakır ama çantasında, çekmecesinde uzun süre bir paket bulundurur.

Eskiden birinci işimdi sigara içmek
Şimdiyse içmemek birinci işim

Sigaranın boşluğunu rakıyla doldurur. Günlüklerinde özel bir takvim açar: “acının birinci günü, ikinci günü…” Bir yandan da sigarayı bırakmakla ne kadar karlı çıktığını hesaplar. Zaman zaman içkiyi de bırakır. “Alkolsavar” adını verdiği yoğurt, soda, limon karışımı içecekle avunmaya çalışır.Kazanan hep alkol.

090120141525549719304

Sezai Karakoç’la sonradan uzaklaştılarsa da, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde ayrılmaz ikiliydiler. Etüt salonuna çıkıp, herkes ders çalışırken, onlar sevdikleri kızlara otuz sayfalık manzum mektuplar yazarlardı. Sezai Karakoç, Cemal Süreya hakkında bir yazısında ondan şöyle bahsediyor:“Zekâsı, gece gündüz şiirle yoğruluşumuz ve dünyama büsbütün kapalı olmaması arkadaşlığımızın temel taşlarıdır diyebilirim. Arasıra tartışsak bile bu, iplerin büsbütün kopmasına sebep olmazdı. Bir nevi, yan yana akan, birbirine karışmayan iki su gibiydik.”

Topluluk önünde konuşmakta büyük zorluk çeker. Yazmayı konuşmaktan daha kolay görür. Bir toplantı ya da söyleşi için randevu verir, gün yaklaştıkça sıkıntı basar.

Rüyalar görürüm; bana bir şey soracaklar, ağzımdan tek sözcük çıkmıyor. Şöyle bir şey başlar, keşke yağmur yağsa… Hatta bu, insanlık dışı şeylere gider; deprem olsa da tehir edilse, yok edilse. Oraya gidersin, korkunç. Korkunçluk nedir biliyor musun? Söze başlamadan önceki 15 dakikadır.

– 1984 yılında bir dergi röportajında aşağıdaki sorulara yine aşağıdaki yanıtları verir.
1-türkiye’de kadının sorunu?
2-türkiye’de erkeğin sorunu?
3-türkiye’de gencin sorunu?
1-erkeklerle eşit olmamak;
2-başka erkeklerle eşit olmamak;
3-büyüklerle eşit olmamak;

cemal-sureya-6354

– “Şarkısı Beyaz” ilk şiiri ama ilk olmanın acemiliklerini taşımaz. Bunu acemilik döneminde şiirlerini yayınlamamış olmasına verir.
*İlk şiirim yayımlanınca günlerce uyuyamadığımı anımsıyorum.

– Cemal Süreya asıl “Gül” şiiriyle ışıldar. Hilmi Yavuz’a göre Cemal Süreya, daha ilk şiirlerinde bütün bir şiir programını ortaya koymuştur. “Bu program ironi ile lirizmin bir çeşit sentezidir. Gülün tam ortasında ağlıyorum, diye başlıyor, sonunda birden hiç beklenmedik bir dize ile bitiyor. Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene. Lirizmle ironiyi yok etmeye, belki de ironi ile lirizmi yok etmeye çalışan bir şair kimliği. Bana kalırsa Cemal, bir şairi maderzattı. Türk şiirinin imdadına, bir oksijen gibi yetişti.”

– 1931’de doğduğu Erzincan’da altı yaşına dek “çocuk”luğu tattı Cemal Süreya. “Bugün anılarımda Erzincan’dan büyük bir bahçenin içinde, büyük bir ev kaldı. Hepsi o kadar… Bir de annemin gözlük taktığını anımsıyorum.” (Baba ticaretle uğraşıyor, anne evde, varlıklı, ataerkil aile düzeni.)
Başka? Çocukluğun ilk anılarından başka bir şeyler olmalı. “Hepsi bu kadar” olamaz…

“Başka… Bir de bizim evin karşısında büyük bir ev vardı. O evde Perihan diye bir kız vardı. Zaten, onun yüzünden kız kardeşime Perihan adını koydum. Evet, ben koydum, ailede bütün küçüklerin adlarını hep ben verdim. Perihan’la başladık, sonra geleneği sürdürdüm. Komşu Perihan mı? Herhalde çok güzeldi. Kız kardeşim onun gibi olsun istedimdi.”

-“İlkokula bir yıl geç başladım, İstanbul’da. Ama amcam evde bana her şeyi öğretmişti. Bunun iki temel etkisi oldu. Bir: O hızla sınıflarda hep en önde gittim. İki: tembel oldum. Hiç ödev yapmadım. O vakti okumaya verdim. Ve hep örnek öğrenci olarak gösterildim. Çok okudum. Ama iyi kitaplarla beslendim. Elime ne gelirse okudum. Alevi çevrede din kitapları, Hazreti Ali üzerine kitaplar çoğunluktaydı, okudum. Çocuk dergilerini okudum. Aynı şeyleri yüz kere okurdum. Okumam gerekenleri okuduğum gibi, okumamam gerekenleri de okudum. Bilecik Ortaokulu’nda kütüphane elimdeydi. Oburca ama sistemsiz okudum.”

Peki ya yazma duygusu?
“Yazma duygusu ilkokulda başladı. Ama bunun bilincine şimdi varıyorum. Amcaoğluyla birlikte defterler alıp, ödev olmadan hep yazdığımı biliyorum.”

GÜL

Gülün tam ortasında ağlıyorum
Her akşam sokak ortasında öldükçe
Önümü arkamı bilmiyorum
Azaldığını duyup duyup karanlıkta
Beni ayakta tutan gözlerinin

Ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum
Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum
İstasyonda tiren oluyor biraz
Ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım

Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
Her nasılsa sokağa düşmüş
Kolumu kanadımı kırıyorum
Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene

Cemal SÜREYA