Başkalarının Hayatını O Kadar Çok Merak Ediyorsanız Roman Okuyun

Aradan yıllar geçer, yaşın belki 28 olmuştur, belki 38, belki de 68… Hiçbir şey fark etmez. Günün birinde hiç tanımadığımız bir sokaktan geçerken birden bir şarkı çalınır kulağımıza ve bizi geçmişin o puslu günlerine ansızın götürüverir. Kimisini mutlu etse de böyle zamansızlıklar birçoğumuzu mutsuz eder. Çünkü ya özlediğimiz birileri vardır oralarda ya da hiç özlemek istemeyeceğimiz anılar.
Hayatta en anlayamadığım insan tipi hata yapan insanların arkalarından konuşanlardır. Çünkü soruyorum size, hiç hata yapmayanımız var mıdır şu dünyada? Sütten çıkma ak kaşık olanımız ya da günahsız bir şekilde geberip gidenimiz?Zannetmiyorum! Kimimiz az hata yaparız kimimiz çok ama bir şekilde, bir yerlerde elbette hatalar yaparız. Bu yüzden kendi hayatımızla meşgul olmak, başkalarını biraz da olsa rahat bırakmak, insanların hata yapma özgürlüklerini ellerinden almamak gerekir diye düşünüyorum.
Bazı insanların uslanması için bir nasihat yeter iken bazılarına bin bela yetmez ama biz bu durumu arkalarından yaptığımız dedikodularla değiştiremeyiz. Bunun yerine hatalı olduğunu düşündüğümüz insanları karşımıza alarak konuşmak – büyüklük taslayarak değil de- gerçek bir iyi niyetle dertlerine, hatalarına çözüm aramak bence daha doğru. Katılırsınız ya da katılmazsınız, fark etmez.
Çok sevdiğim bir söz vardır: “Başkalarının hayatını o kadar çok merak ediyorsanız roman okuyun.” diye. Herhalde bizim ülkemizde dedikodu yapmak yerine kitap okunsaydı dünya sıralamasında en üst seviyelerde olabilirdik okuma açıcından ama hak getire!
Peki en çok hata yapanlar kimlerdir diye sorsam size ya da hata yapsa affedecekleriniz kimler olurdu desem ne dersiniz?
Bebekler ve çocuklar hata yaparlar, bunu herkes bilir fakat üzerinde durulmaz çünkü o çocuktur ya da bebektir. Hatta bazı CAHİL anne babalar çocuğun yaptığı hataya güler , hoşuna gider. Çocuk da güzel bir şey yaptığını zannederek o davranışı sürdürür.Peki böyle bir ailede büyüyen çocuğun yetişkin olduğundaki ruh sağlığını düşünebiliyor musunuz?Başka bir örnek vereyim ergenlik çağında olanlar da en sık hata yapanlardandır. Fakat bunlar yaş grubu olarak biraz daha büyük oldukları için birçok anne baba daha az anlayışlı davranır. Bu da çocuğu zaman içinde daha büyük hataya sürükler.Çünkü bu dünyada onu kimsenin anlamayacağını düşünecektir.
Peki ya ihtiyarlar? Onların da bazen bebekten farkı olmuyor. Ama onlara ses çıkarmıyoruz değil mi? En azından bir anne babanıza çocuğunuza kızdığınız kadar kolay kızıp tepki veremiyorsunuz. Neden, PEKİ NEDEN?
Ya da bir de şöyle düşünelim. Kendi çocuğunuz çok ağır bir suç işledi, başkası da aynı suçu işledi. Hangisine daha çok üzülürsünüz, hangisinin yaptığı hataya “Keşke yapmasaydı.” diyerek iç geçirirsiniz. Tabi ki kendi evladınız. Peki diğeri de başka bir annenin evladı değil mi? Vicdanınız kendi çocuğunuza yetecek kadar mı sadece?
Bakın efendim, insanlar hata yapar. Öncelikle sağlıklı olan bir kişi bunu kabul etmiş bir kişidir. Yukarıda verdiğim örneklerde annelerin, babaların ya da yakın çevrenin yapılan hatanın sebebi üzerinde durmaktansa sadece YAPILAN HATAYI ALGILADIKLARI fark ediliyor. Lütfen bu yanlışa düşmeyin.
Sevgili anne babalar, öğretmenler ve siz sevgili dedikodu grubu -sizin de iyi birer kalp taşıdığınızı biliyorum- lütfen etrafımızdaki insanlar hata yaptıkları zaman alıp karşımıza konuşalım. Karşımızdaki kişinin niçin, ne sebeple o hatayı yaptığını öğrenmeye çalışalım ve çözüm üretelim. Böylece boş konuşarak etrafa negatif enerji yaymaktansa birileri için bir şeyler yaparak daha mutlu olabiliriz. Bu işe ister dini yönden bakalım, ister vicdan, ister ahlak… Boş konuşmanın, düşene bir tekme de bizim vurmamızın hiçbir ahlaki düzende yeri yoktur.
Ne diyordum en başta yıllar geçer, bir şarkı duyarız ve geçmişi anımsarız. Evet bu sabah radyoyu açar açmaz ben de geçmişimi hatırladım. Ben de SİZLER GİBİ biraz üzüldüm; sonra da oturdum bu yazıyı yazdım. Çünkü yazmak konuşmaktan binlerce defa daha iyi bana sorarsanız.
Daha merhametli insanlar olmak umuduyla…