anlatılmayan sözler

anlatılmadan yaşanan zamanlar sıraya giriyor gözlerimin limanında.

ben ise

size bir şeyler anlatıyorum.

gözlerinizden bazen

bazı zamanlarımı kaçırıyorum

kusura bakmayın

tutuşuyorlar çünkü.

sizden önce de denedim…

kimselere kalmayan zamanlardan bahsediyordum.

kimse dönüp bakmıyor.

aynı şeyleri anlatıp farklı şeyler beklemeyeceğim.

bu biraz aptallığa

biraz da umuda benzeyen bir şeydi aslında ama yapmyacağım…

ama siz ne derseniz deyin…

bir kaç sözcüklükle bitirmek gerek bazı şiirleri.

hangi insanı ne kadar anlatabilir bir kaç söz?

denemekten ve umuttan başka bişey olmazdı söylediklerim…

hem kim dedi ki bu bir şiirdir!

yazıyorum sadece.

anlatılmadan yaşanan zamanları anlatmak istiyorum.

dinleseniz biraz.

şöyle geçip oturabilirsiniz.

size yıllardır bir yer hazırlamıştım şuracıkta yüreğimin içinde.

kusura bakmayın dağınıktır biraz.

ara sıra çocukluğum, umutlarım, yıkılışlarım gelip gidiyor da…

bilseydim böyle  ansızın çıkıp geleceksiniz toparlardım biraz.

bilmezsiniz tüm şehir yüreğimde uyur geceleri.

ondan bu yıkılmışlık…

anlatılmadan yaşanan zamanlarım geliyor

kapıma bakın…

sıra uzayıp gitmiş yüreğimin ufkunda.

ben ne zaman sizi hatırlasam.

uzunca bir sıra başlıyor ki anlatılmaz…

ama siz buna pek aldırmayın.

hepsini bir sigara gibi yakmak geliyor içinizden biliyorum.

oysaki yakılmasa bir sigara,

anlatacak çok şeyi vardır belki de.

size bir kaç sözcük bırakıyorum

bir kaç anlatılmamış zaman

yüreğimin derinliğini yani.

dönüyorum.

anında yakıyorsunuz.

kül olup düşüyorum ellerinizden yere.

elinizde bir izmaritim kalıyor.

kirlenmiş kötü kokan sözcüklerim.

elleriniz sararıyor.

bakmaya doyamadığım tırnaklarınız sararıyor.

kızmıyorum ama uzun bir sessizlik yaşanıyor tüm zamanlarda

çantanızı topluyorsunuz sanki.

gidiyorsunuz galiba.

dağınıklıktan olacak herhalde

anlıyorum

gelenler pek uzun durmuyor zaten.

son bir ricam olacak sizden..

anlatılmayan zamanlarda kurulan bir mahalleye atın izmaritinizi.

anlatılmayan zamanlarımı sarıp uzattım

yaktınız.

sorun değil külleri ben toplarım.

dağınık demiştim ya zaten.

siz anlatılmayan bir yerlere atın izmaritinizi yeter..

yüreğimin sırasıda uzun zaten.

bir dostumun hasreti gelir siz çıkarken kapıyı tam örtmeyin lütfen.

iyi geceler anlatılamayan zamanların karalığındaki gözlerinize…